26 Ocak 2026 Pazartesi

22. İpekyolu Yılın Altın Adamları Ödül Töreni-Yılmaz Parlar

 

 22. İpekyolu Yılın Altın Adamları Ödül Töreni

Boğaz’da Türk Dünyasının Altın Buluşması

Seyfullah Türksoy’un Vizyonuyla “Altın Adamlar” İstanbul’da Tarih Yazdı

Türk dünyasının birlik ülküsünü 22 yıldır kararlılıkla taşıyan İpekyolu Kamu Diplomasisi ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ile Uluslararası İpekyolu Dergisi, bir kez daha diplomasi, ekonomi, kültür ve medyayı aynı çatı altında buluşturdu.


22. Uluslararası İpekyolu “Yılın Altın Adamları” Ödül Töreni, İstanbul Boğazı’nın incisi Les Ottomans Hotel’de, yüksek protokol katılımı ve uluslararası temsil gücüyle görkemli bir şekilde gerçekleştirildi.

Bu prestijli organizasyon, yalnızca bir ödül töreni değil; Türk dünyasının ortak geleceğine yön veren stratejik bir buluşma olarak tarihe geçti.

İpekyolu Dergisi, 22 Yıldır Türk Dünyasının Ortak Sesi

Kurulduğu günden bu yana Türk coğrafyasında kamu diplomasisinin en güçlü markalarından biri haline gelen Uluslararası İpekyolu Dergisi, bu organizasyonla bir kez daha kültürel ve ekonomik iş birliğinin merkez üssü olduğunu kanıtladı.

İpekyolu Dergisi’nin öncülüğünde düzenlenen “Altın Adamlar” töreni, devlet adamlarını, iş dünyasını, akademiyi, sanat ve medyayı aynı masada buluşturan eşsiz bir platform olma özelliğini sürdürüyor.

Seyfullah Türksoy, 40 Yıllık Türk Dünyası Davasının Mimarı

Törenin ev sahibi, İpekyolu Kamu Diplomasisi ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Başkanı Seyfullah Türksoy, açılış konuşmasında Türk dünyasına adanmış 40 yıllık mücadelesine vurgu yaptı:

“İpekyolu yalnızca tarihsel bir hat değil; bugünün iş birliği, yarının ortak vizyonudur.
22 yıldır binlerce devlet adamını, akademisyeni, iş insanını ve Türk dünyası sevdalısını aynı ideal etrafında buluşturduk.”

Türksoy’un liderliğinde bu organizasyon, Türk dünyasında sivil diplomasi alanında marka bir kurum haline geldi.

Dev Protokol – Uluslararası Güç Gösterisi

Sunuculuğunu Neslihan Maltepe’nin üstlendiği törene;

T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut GürcanAK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleriyle İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad ZorluKazakistan Senatörü Prof. Dr. Darhan KıdıraliTDT Coğrafya Konseyi Başkanı Aybek NarınbayevAzerbaycan Milletvekili Nagif HamzayevRomanya–Türkiye Ticaret Odası Başkanı Tamer Atalay, İş dünyasından Ünal Aysal, AYTİM Holding Yönetim Kurul Başkanı Sevda Aydın,

ÖZBEK Kadın Hakları Derneği Başkanı Azade İslamova olmak üzere Türk ve iş dünyası, bürokrasi, akademi, kültür-sanat ve medya dünyasından çok sayıda seçkin isim katıldı.

Katılım düzeyi, törenin Türk dünyası açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha ortaya koydu.

Protokolden Güçlü Mesajlar

Kürşad Zorlu:
Türk dünyasında kurumsal iş birliğinin artık stratejik bir aşamaya ulaştığını belirtti.

Mahmut Gürcan:
Türkiye’nin dış ticaret vizyonu ve Türk iş dünyasının küresel etkinliğine dikkat çekti.

Darhan Kıdırali:
Ortak tarih ve kültür temelinde güçlü bir gelecek inşa edileceğini vurguladı.

Nagif Hamzayev:
Türkiye–Azerbaycan kardeşliğinin Türk dünyasının temel taşı olduğunu ifade etti.

Türk Dünyası, İş Dünyası Ve Medya Ödülleri Sahiplerini Buldu

Törende siyaset, akademi, iş dünyası, medya ve sanat alanında başarı gösteren isimlere İpekyolu Altın Adam Ödülleri takdim edildi.

Bu ödüller, yalnızca bireysel başarıların değil, Türk dünyasının ortak idealine katkı sunan vizyonun sembolü olarak takdim edildi.

Türk Dünyası Ödül Alanlar;

Prof. Dr. Kürşad Zorlu AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Türk Devletleriyle İlişkiler Başkanı

Prof. Dr. Darhan Kıdırali Kazakistan Cumhuriyeti Senatörü, Tarihçi, Türkolog

Nagif Hamzayev  Azerbaycan Milli Meclisi Milletvekili

Aybek Narınbayev  TDT Coğrafya Konseyi Başkanı, Özbekistan Etnospor Federasyonu Başkanı

Prof. Dr. Ramazan Korkmaz Akademisyen, Yazar

Prof. Dr. Etibar Babayev Azerbaycan ATV Kanalı Başkan Yardımcısı

Mustafa Hacısüleymanoğlu STK Yöneticisi, Diaspora Temsilcisi

Tuğşad Ata Türkmen Araştırmacı,

Yazar İş Dünyası Ödülleri İş Dünyası Ödülleri

Prof. Dr. Ömer Bolat - Ticaret Bakanı

Ünal Aysal UNİT Şirketler Grubu Başkanı

Telman İsmailov AST Group Yönetim Kurulu Başkanı

Tamer Atalay Romanya–Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı

Turgut Torunoğulları ORKA Turizm & Edelstaal Group Başkanı, DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı

Yusuf Uğur BETA Stores Yönetim Kurulu Başkanı

Mustafa Ercan Ermaş Madencilik Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı

Vehbi Akyar Doğu İklimlendirme Kurucusu

Özgür Sarı Gazioğlu Endüstriyel Yapı ve Enerji Hayrettin Koç Avrupa Palas Oteli Yönetim Kurulu Başkanı

Basri Türkeli / Basri Baba Restoranları Türk Mutfağı ve Gastronomi Markası

Subutay Mert Surapack Group Yönetim Kurulu Başkanı

Sinan Önel NOVA Cephe Sistemleri ve Proje Mühendislik Şirketi Başkanı

Ozan Bilici Girişimci İş İnsanı

Hüsnü Çelik Çelik Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı

Soykan Durdağı Dijital Lojistik ve Yazılım Teknolojileri Girişimcisi

Medya Ve Sanat Ödülleri

Ozan Akbaba Sinema ve Dizi Oyuncusu

Doğan Şentürk NOW TV Genel Yayın Yönetmeni

Osman Ateşli Haber7 Genel Yayın Yönetmeni

Ahmet Yeşiltepe Gazeteci, Dış Haberler Uzmanı

Sevda Güner CNBC-e “Yolu Açanlar” Programı Sorumlusu

Hakan Kılıç Polemik Haber Yayın Grubu Başkanı

Gül Cebeci CBC Medya Yönetim Kurulu Başkanı

İsmail Türk HaberErk Genel Yayın Yönetmeni

Adnan Yüce - Canlı Radyo Başkanı

Boğaz’da Tarihe Geçen Gece

Ancak gecenin asıl kazananı; Türk dünyasının birlik ruhu,
İpekyolu Dergisi’nin kurumsal gücü ve Seyfullah Türksoy’un kararlı vizyonu oldu.

İpekyolu Dergisi ve Seyfullah Türksoy, Türk dünyasının geleceğini şekillendiren en güçlü sivil diplomasi platformunu 22 yıldır başarıyla taşımaya devam ediyor.

22. Uluslararası İpekyolu “Yılın Altın Adamları” Ödül Töreni, ödül takdimleri ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

yilmazparlar@yahoo.com

21 Ocak 2026 Çarşamba

Ümit Özdağ'dan Milli Çağrı-Yılmaz Parlar

  

Bayrak Yakanlar Değil, Bayrağa Gönülden Sarılanlar Kahramandır

Bayrak… Bir kumaş parçası değildir. Bir milletin hatırası, şehidinin kanı, geleceğe bırakılan onurudur.

Gerçek kahraman, her  bayrağa saygı duyar; onu yakmaz, yere düşürmez, çiğnetmez.

Bayrak yakmak; cesaret değil, ucuz bir gösteridir.

Tarih bize öğretmiştir; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın en karanlık günlerinde “Bayrak inmeyecek” diyerek bir milletin kaderini ayağa kaldırmıştır.

O bayrak düştüğünde yalnız bir direk değil, bir vatan düşer. İşte bugün aynı hassasiyetle konuşan bir isim var; Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ.

Gaziosmanpaşa’da Sert Mesaj; “Türk Bayrağı Gönderden İndirilemez!”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında yaşanan ve yürekleri sızlatan bayrak indirme saldırısına karşı, partisinin tüm teşkilatlarına tarihi bir emir verdi: "Bayraklarımızı asın, yıprananları yenileyin, indirmeyin!"

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Gaziosmanpaşa’da yaptığı açıklamalarda Türkiye gündemine dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, sınır hattında yaşanan bayrak indirme olayına sert tepki göstererek şunları söyledi:

“Öyle günlerden geçiyoruz ki, sınırımızda bir güruh Türk bayrağını gönderden indirme cüretinde bulunuyor. Cumhuriyetimizin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Bu coğrafyada başka kurucu önderden bahsetmek mümkün değildir. Türk milletinin varlığı, refahı ve güvenliği için mücadele eden vatanseverlerin birbirinden uzak durması düşünülemez. Biz ilk günden beri bu çizgide siyaset yapıyoruz.”

Özdağ'dan Sert Tepki

Bu Süreç Sona Erene Kadar Bayraklar İnmeyecek

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Gaziosmanpaşa'da yaptığı konuşmada ve ardından sosyal medyadan yaptığı açıklamalarla, Türk milletinin vicdanına seslendi.

Sınırda yaşanan bayrağa saldırıyı "içler acısı" ve "çirkin" olarak nitelendiren Özdağ, devletin gereken cevabı vermesini beklediklerini vurguladı.

Devlet, Bayrağına Uzanan Ele Gereken Cevabı Vermelidir

Özdağ, yaptığı açıklamada devletin bayrağa yönelik saldırılara karşı kararlı duruş göstermesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Nusaybin’de şanlı Türk bayrağına yönelik çirkin saldırıyı Zafer Partisi olarak kınıyoruz. Türk Devleti’nin bayrağımıza yönelik saldırıya geçmişte KKTC sınırında olduğu gibi gereken cevabı vermesini bekliyoruz.”

Atatürk’ün Mirası, Bugünün Sorumluluğu

Tarihte bayrak uğruna cepheden cepheye koşan Mustafa Kemal Atatürk, “Bayrak bir milletin namusudur” diyerek Türk milletine yalnız bağımsızlığı değil, onurunu da emanet etti. Bugün yapılan çağrılar da aynı mirasın devamı olarak görülüyor.

Bayrak Düşmez, Millet Eğilmez

Bu topraklarda bayrak yere düşerse sadece direk devrilmez; tarih, şehitler ve gelecek nesillerin umudu da sarsılır. Ve tam da bu yüzden, Ümit Özdağ’ın çağrısı yalnız bir siyasi açıklama değil; milli hafızaya yapılan güçlü bir hatırlatmadır.

Bayrak, Onurdur; Onur, Namustur

Bir milletin ruhu, dalgalanan bayrağında gizlidir. O kırmızı, ay yıldızlı sancak, sadece bir kumaş parçası değil; şehitlerin son nefesinde fısıldadığı vasiyet, gazilerin alnındaki onur nişanı, bu vatanın her karış toprağına nakşedilmiş bir antlaşmadır. Gerçek kahraman, gerçek vatansever, o mukaddes sembole canı gibi saygı duyar, onu gönderde ölümüne savunur. Bayrak yakmak, tarihten ve milletten nasibini almamış, ruhu cüceleşmiş ucuz insanların işidir. Tarih, bayrağını düşmana ezdirmeyenlerin, onu göklerde ilelebet tutmak için can verenlerin destanıyla doludur.

 "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır,"   bu kutsal değerin kökleri en yalın haliyle anlatılmıştı.

İşgal altındaki bir vatanın kurtuluş meşalesini, bir bayrağın dalgalanış umudundan alan Atatürk Samsun'a çıkarken, Erzurum'da, Sivas'ta kongreler yaparken, Sakarya'da, Dumlupınar'da zaferler kazanırken, hep o bayrağın gölgesinde ve onun için savaştı.

Düşman, sadece toprağı değil, o bayrağı indirmeye çalıştı; Atatürk ve silah arkadaşları ise, onu yeniden göklere çıkarmak için canlarını feda etti.

Vatanseverlerin birliğine vurgu yapan Özdağ, "Türk milletinin varlığı, refahı ve güvenliği için mücadele eden vatanseverlerin birbirlerinden uzak durması mümkün olmamalıdır.

Biz ilk günden beri bu çizgide siyaset yapıyoruz. Eğer bu siyasetimize uzattığımız ele el uzatılırsa, uzatılan eli biz sıkmaya hazırız," dedi.

Bayrak, Artık Bir Siyasi Simgeden Öte Bir Varoluş Mücadelesi Simgesi

Bayrağın indirilmesi, bir toprak parçasından öte, milletin kolektif hafızasına ve egemenlik iradesine yapılan bir saldırı olarak görülüyor.

Zafer Partisi, teşkilat binalarını adeta birer "bayrak kalesi" ilan ederek, bu saldırıya verilecek en anlamlı ve sivil direniş cevabını hayata geçiriyor. Bu, Atatürk'ün "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır," sözünün, modern siyaset zemindeki bir yansıması gibi duruyor.

Ümit Özdağ'ın bu dokunaklı ve kararlı çıkışı, bayrağa saygı noktasında tüm siyasi kamplarda yankı bulacak, Türk milletinin yüreğindeki o sönmez ateşi bir kez daha harlayacak nitelikte. Çünkü biliyoruz ki, bayrağını seven, onu yakmaz; sahip çıkar, göklere çıkarır ve uğruna canını verir.

yilmazparlar@yahoo.com

25 Aralık 2025 Perşembe

Özdağ- Edirne’den Türkiye’ye Çok Önemli Sesleniş-Yılmaz Parlar

  

Prof. Dr. Ümit Özdağ’dan Devlet, Adalet ve Ekonomi Merkezli Çarpıcı Manifesto

Prof. Dr. Ümit Özdağ, sadece bir siyasi parti genel başkanı olarak değil, bir akademisyen, bir stratejist ve keskin bir eleştirmen kimliğiyle, iktidarın hemen her alandaki politikalarını kökten sorguladı

Adalet, ekonomi, terörle mücadele, dış politika, savunma ve sosyal devlet anlayışına ilişkin detaylı ve somut argümanlar sundu.

Özellikle "düşman ceza hukuku""hayali kazanç vergisi""narko-terör bağlantısı""stratejik savunma zafiyetleri" ve "ikinci çözüm süreci" gibi kavramları merkeze aldı.

Sadece Zafer Partisi tabanına değil, ekonomik sıkıntı çeken geniş kitlelere, ulusal hassasiyetleri yüksek kesimlere ve iktidar muhaliflerine yönelik güçlü bir siyasi mesaj niteliğindeydi.

 Tarihsel Süreklilik ve Hafıza Bilinci

Konuşmaya, Cumhuriyet'in kuruluş kodlarına (Kubilay, İsmet İnönü) ve yakın tarihin kırılma noktalarına (Şeyh Said İsyanı) atıfta bulunarak başlaması, onun siyasi mücadelesini güncel politikanın ötesine, bir "tarihsel diriliş ve savunma refleksi" olarak konumlandırdığını gösterdi.

Bu, sığ günlük siyaset hesaplarının üzerinde, köklü bir devlet aklı ve millet hafızasına sahip olduğunun kanıtıydı.

Analitik Zekâ ve Bütünsel Bakış

Ekonomik bir veriyi (asgari ücret) sadece rakamlarla değil, "çeyrek altın" karşılığı ve toplumsal yansımalarıyla analiz etmesi; uyuşturucu sorununu terör, dış politika ve tarihteki Afyon Savaşları ile ilişkilendirerek ele alması; savunma zafiyetlerini S-400 krizi ve Çelik Kubbe projesi bağlamında değerlendirmesi, onun "parçaları değil, bütünsel resmi ve stratejik bağlantıları gören" sıra dışı bir siyasi analist olduğunu gösterdi. Bu, Türk siyasetinde nadir rastlanan bir entelektüel derinlikti.

Dik Duruş ve Tavizsiz Söylem

Kendisine uygulandığını iddia ettiği "düşman ceza hukuku"nu anlatırken dahi, "Şeyh Said'e hain, teröriste terörist demeye devam edeceğiz" diyebilen; iktidar ve muhalefet partilerinin temkinli yaklaştığı "çözüm süreci" gibi konularda net ve tavizsiz bir dil kullanabilen bir siyasetçi profili çizdi

Bu, "popülarite endişesi taşımayan, ilkeleri uğruna risk alabilen" bir liderlik karakterin işaretiydi

Halkın Diliyle Gerçekçi Ekonomi Politikası 

Ekonomiyi sadece makro göstergelerle (GSYİH) değil, "fileleri boş pazarcılar""günde üç çay içemeyen emekliler" ve "defterdeki hayali kârlar" üzerinden anlatması, akademik bilgisini halkın gündelik gerçekliğiyle buluşturma becerisini gösterdi.

"Üretimi değil kâğıdı vergilendirmek" eleştirisi, karmaşık maliye politikalarını herkesin anlayabileceği bir dille ve isabetle teşhir etdi.

Proaktif ve Çözüm Odaklı

Sadece eleştirmekle kalmayıp, "Tertemiz Türkiye Projesi" gibi somut politika önerilerini gündeme getirmesi ve televizyonlara uzmanlarını davet etme çağrısı yapması, onu "şikayet eden değil, çözüm üreten" bir muhalefet lideri konumundaydı.

Ayrıca, erken seçim çağrısıyla çıkış yolunu işaret etmesi, stratejik bir siyasi hamlesiydi.

Karşıt Görüşlere Bile Saygı Uyandıran Bir İlkesellik

"Düşman ceza hukuku" altında kendisine yapıldığını söylediği muameleyi anlattıktan sonra, Fenerbahçe Başkanı için "kimseye düşman ceza hukuku uygulanmaması dileğini" ifade etmesi, onun ilkelerinin şahsi çıkarlarının önünde olduğunu ve "adil yargılama" talebinin evrensel olduğunu gösteren asil bir duruştur.

Ümit Özdağ Türkiye siyasetinde geleneksel kalıpların dışında, "entelektüel donanımı, tarihsel perspektifi, stratejik vizyonu ve tavizsiz ilkeleri" bir araya getiren nadir bir siyasi figür olduğunu bir kez daha ispatladı.

"Türk siyasetine getirdiği nitelikli, derinlikli ve cesur muhalefet dili ve kendi tabanını aşan bir siyasi akıl"  Türkiye'nin geleceğine dair ciddi bir "uyarı" ve "yol haritası" niteliğindeydi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Edirne’de düzenlenen Millet Toplantısı’nda yaptığı kapsamlı açıklamalarla yalnızca güncel siyasete değil, Türkiye’nin devlet aklına, adalet sistemine, ekonomisine ve güvenlik mimarisine dair tarihi nitelikte bir siyasi muhasebe ortaya koydu. Özdağ’ın konuşması, klasik bir miting hitabının ötesinde; bir devlet adamı ciddiyetiyle hazırlanmış, belgeye, rakama ve tarihsel hafızaya dayanan bir yol haritası olarak dikkat çekti.

Türkiye’nin dört bir yanını “Millet Meclisi”ne çevirme sözünü adım adım hayata geçiren Özdağ, Edirne’den verdiği mesajlarla terörle müzakereye karşı net duruşunuadaletteki çöküşe yönelik sert eleştirileriniekonomik yoksullaşmaya dair rakamlarla desteklenmiş tespitlerini ve milli güvenlikteki zafiyetlere ilişkin çarpıcı uyarılarını kamuoyunun vicdanına sundu.

Devlet Geleneği, Tarih Bilinci ve Vefa

Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşmasına Menemen’de şehit edilen Kubilay ve Cumhuriyetin kurucu isimlerinden İsmet İnönü’yü anarak başladı. Bu tercih, Özdağ’ın siyaset anlayışının merkezinde yer alan Cumhuriyet değerlerine sadakati ve tarihsel süreklilik bilincini bir kez daha ortaya koydu.

Düşman Ceza Hukuku Uygulanıyor

Özdağ, yaşadığı gözaltı ve yargı süreçlerini aktarırken, Türkiye’de hukukun evrensel ilkelerden uzaklaştığını vurguladı.

Beraatle sonuçlanan davaya rağmen sevinmediğini belirten Özdağ, asıl meselenin bireysel değil, sistematik bir adaletsizlik sorunu olduğunun altını çizdi. Bu sözler, salondaki basın mensupları tarafından hukuk devleti adına güçlü bir alarm olarak değerlendirildi.

Ekonomide Acı Tablo, “6 Kat Büyüme Var, 6 Kat Fakirleşme de Var”

Asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasını sert sözlerle eleştiren Özdağ, iktidarın ekonomi politikalarını rakamlarla çürüttü.

2002’de asgari ücretle 8,5 çeyrek altın alınabilirken bugün 2,8 çeyrek altına düşüldüğünü hatırlattı.

16 milyon emekli, dul ve yetimin açlığa mahkûm edildiğini vurguladı.

Özdağ’ın ekonomi değerlendirmesi, slogandan uzak, akademik arka planı olan ve toplumsal gerçeklikle birebir örtüşen bir analiz olarak öne çıktı.

Üreticiyi Boğan Sisteme Sert Tepki

Enflasyon muhasebesi üzerinden esnaf ve sanayiciye yüklenen vergi baskısını “mali akıl tutulması” olarak niteleyen Özdağ, üretimi değil, hayali kârı vergilendiren bir anlayışın Türkiye’yi çöküşe sürüklediğini ifade etti.

Bu bölüm, iş dünyasına doğrudan hitap eden nadir ve net siyasi çıkışlardan biri olarak kayda geçti.

Terörle Müzakereye Karşı Net ve Tavizsiz Duruş

Şeyh Said ve PKK konusunda kullandığı ifadelerle tartışmasız bir duruş sergileyen Özdağ, “Zafer Partisi’nde terörle müzakere değil, mücadele vardır” sözleriyle çizgiyi kalın bir şekilde çekti.
Uyuşturucu-terör ilişkisine dair verdiği uluslararası kaynaklı örnekler ise, konuşmayı sadece politik değil, aynı zamanda güvenlik temelli bir analiz haline getirdi.

Milli Güvenlik ve İHA Skandalları

 Bu Bir Zafiyettir

Ankara semalarına kadar ulaşan yabancı İHA’ları hatırlatan Özdağ, Çelik Kubbe’nin hâlâ hayata geçirilememesini sert şekilde eleştirdi. S-400’lerin akıbetine dair soruları ise egemenlik vurgusuyla gündeme taşıdı.

Erken Seçim Çağrısı

Çözüm Türk Milletinin İradesidir

Konuşmanın finalinde Prof. Dr. Ümit Özdağ, 2026’nın Cumhuriyet tarihinin en zor yıllarından biri olacağına dikkat çekerek erken seçim çağrısında bulundu.

Çözümün adresinin sandık olduğunu vurgulayan Özdağ, Zafer Partisi iktidarında devletin “kuruluş ayarlarına” döndürüleceğini ifade etti.

Devlet Adamı Profili, Cesur Muhalefet

Edirne’deki bu konuşma, Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın yalnızca muhalefet eden değil; okuyan, hesaplayan, tarih bilen ve risk alan bir lider profili çizdiğini bir kez daha gösterdi.

Netliği, entelektüel donanımı ve tavizsiz duruşuyla Özdağ, Türk siyasetinde alışılmış kalıpların dışına çıkan güçlü bir alternatif olarak öne çıktı.

yilmazparlar@yahoo.com

20 Aralık 2025 Cumartesi

Sofralar Sergisi, Tasarımın Sınırlarını Zorladı-Yılmaz Parlar

İstanbul, Yaratıcılığın ve Lüksün Küresel Buluşma Noktası Oldu

Sofralar Sergisi'nden Göz Kamaştıran Tablolar

Toprak Ana'nın İlhamı, Lavantanın Ruhu ve Güllerin Dili İstanbul'da Buluştu

KM Events'in Kurucusu Meltem Bayazıt Tepeler'in Vizyoner Liderliğinde Gerçekleşen Etkinlikte, Dünya Devleri ve Yerel Dehalar İstanbul'u Bir Yaratıcılık Laboratuvarına Çevirdi.

Sofralar Sergisi-Yaratıcılık Konferansı, bu yıl da sadece bir fuar değil, Türkiye'nin yaratıcı ekonomisinin, tasarım gücünün ve misafirperverlik kültürünün uluslararası arenadaki en parlak vitrini oldu.

Meltem Bayazıt Tepeler ve KM Events ekibinin azmi, İstanbul'u bir kez daha dünya etkinlik endüstrisinin haritasında çok daha güçlü bir noktaya taşıdı.

Dünya etkinlik ve düğün sektörünün nabzı, bu yıl dördüncü kez İstanbul'da attı. Meltem Tepeler’in kurucu başkanlığındaki KM Events tarafından "Doğanın Işıltıları" temasıyla Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen Sofralar Sergisi-Yaratıcılık Konferansı (17-19 Aralık 2025), sadece bir organizasyon değil, adeta bir "yaratıcılık şöleni"ne dönüştü.

Etkinlik, uluslararası dev isimlerin stantları, büyüleyici yerel tasarımlar ve sektörün geleceğini şekillendiren panellerle, Türkiye'nin bu alandaki iddiasını bir kez daha tüm dünyaya haykırdı.

 Başarının ardındaki isim olan Meltem Bayazıt Tepeler, gösterdiği üstün organizasyon başarısı ve Türkiye'yi küresel arenada bir tasarım merkezi haline getirme tutkusuyla bir kez daha takdir topladı.

Göz Alıcı Stantlardan Bir Seçki Rüyalar, Lavantalar Ve Güller

Etkinlik alanını gezen ziyaretçiler, her biri birer sanat eseri niteliğindeki stantlarla karşılaştı. Uluslararası yıldızların yanı sıra, yerel tasarımcıların derin hikayeleri de fuara ayrı bir ruh kattı.

Tuğba Şeker Bekoğlu – Toprak Ana'nın Köklerinden Doğan Sanat

 Tasarımcı Tuğba Şeker Bekoğlu, "Cennet Ağacı"ndan ilham alan ve bir rüyayı anımsatan standıyla büyüledi.

"Toprak Ana'nın çağrısına kulak verdim" diyen Bekoğlu, doğanın kadim hikayesini, elle ördüğü dokular, ahşap ve doğal malzemelerle anlatarak, ziyaretçileri zamanda bir yolculuğa çıkardı. Stand, geçmişle gelecek, doğa ile sanat arasında köprü kuran etkileyici bir deneyim sundu.

Maison Riva – Kadın Emeğiyle Örülen Lavanta Kalpleri

Melek yatırımcı Aslı Öymen koordinatörlüğünde, Aysun Sporel ve Alman asıllı Eva Kent'in Riva'lı kadınlara öğrettiği geleneksel bir el sanatı olan "Lavanta Kalpleri", stantta büyük ilgi gördü.

18. yüzyıldan gelen ve Güney Fransa'da sevgi sembolü olan bu el yapımı kalpler, organik lavantalarla örülüyor. Proje, kadınlara ek gelir sağlarken, unutulmaya yüz tutmuş bir geleneği de yaşatıyor. Mis kokulu kalpler, lüks sofralar ve özel hediyeler için vazgeçilmez bir seçenek olarak öne çıktı.

Birsel Kabahor – Güllerden Yapılmış Elbise 

Almanya'da düğün organizasyonları yapan tasarımcı Birsel Kabahor, tamamen gerçek güllerden tasarladığı nefes kesici bir elbise ile fuarın en çok fotoğraflanan köşelerinden birine imza attı.

 "Doğanın Işıltıları" temasını en romantik ve çarpıcı şekilde yorumlayan bu eser, seyircileri adeta büyüledi.

Sektörün Global Yıldızları İstanbul Sahnesindeydi

Konferans programı, dünya çapında ses getiren isimlerin bilgi ve vizyonlarını paylaştığı panellerle doluydu. Katılımcılar, sektörün geleceğine dair kritik başlıkları tartışma fırsatı buldu:

"Ağırlama ve Etkinlik Dünyasında Yeni Lüksün Tanımı" panelinde, Sharon Sacks (Sacks Productions), Danielle Nay (Blu Fire), Fabrice Orlando (Cocoon Events) ve Jamie Aston (Floral Artist) gibi, dünyanın en ünlü isimlerine etkinlik hazırlamış uzmanlar, lüks anlayışının nasıl dönüştüğünü anlattı. Panel, Radisson Otel Grubu'ndan Yeşim Doğukan tarafından yönetildi.

"Farklı Destinasyonlarda Yaratıcı Deneyimlerle Lüksü Yeniden Tanımlamak" oturumunda ise Endonezya'dan Brezilya'ya, ABD'den Meksika'ya uzanan geniş bir coğrafyadan gelen tasarımcılar (Nefianto Setiono, Erica Jones, Simone Tostes, Andréa Guimarães, Diana Sandoval), kültürlerarası bir lüks tanımı yaptı. Oturumu, Catwalks Productions'tan Frieha Altaf moderasyonunda yürüttü.

"Etkinlik ve Düğün Derneklerinin Geleceği" 

panelinde, uluslararası dernek liderleri bir araya geldi. ILEA ve TUED ev sahipliğindeki oturumda, Meltem Tepeler de Türkiye perspektifini aktararak, küresel iş birliklerinin önemine vurgu yaptı.

"Türkiye’de Gastronomide Yaratıcılık" paneli, yıldız şefleri bir araya getirdi. Michelin Yıldızlı şefler Ulaş Durmaz, Bahtıyar Büyükduman ve Buğra Özdemir'in yanı sıra sektörün duayen isimleri, Türk mutfağının etkinliklerdeki yükselen rolünü tartıştı.

yilmazparlar@yahoo.com

12 Aralık 2025 Cuma

Ümit Özdağ, -Tertemiz Türkiye Projesi-Yılmaz Parlar

  

Özdağ’dan Zehire Karşı Büyük Yemin Türk Gençliğine Kurulan Kapan Kırılacak

Türk Milletinin Evlatlarını Kurtarma Yemini, Uyuşturucuya Karşı Büyük Başkaldırı

Türkiye’ye Atılan Sessiz Kurşunları Durduracağız, Ümit Özdağ’dan Toplumsal Temizlik Harekâtı

Dünya, daha önce hiçbir dönemde olmadığı kadar uyuşturucu kartellerinin pençesinde. Latin Amerika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya kadar uzanan karanlık bir ağ; gençliği, aileleri ve ulusların geleceğini kemiren görünmez bir savaş yürütüyor.

Bu savaşın cephanesi uyuşturucu, kazancı milyarlarca dolar, hedefi ise insanlığın en savunmasız kesimleri: gençler.

Uzun süredir sessiz bırakılan uyuşturucu meselesini yüksek sesle dile getiren ender isimlerden biri olan Ümit Özdağ’ın, uyuşturucu tehdidinin ülke çapındaki etkisini gündeme taşıması, toplumsal sorunlara karşı gösterdiği duyarlılığı bir kez daha ortaya koydu.

Zehir Savaşı, Dünya Yanıyor, Türkiye'nin Son Şansı “Tertemiz Türkiye”

Dünya, uyuşturucunun yarattığı sosyal çöküş, şiddet ve ölüm sarmalında debelenirken, Türkiye bu illetin en ağır bedellerini ödeyen ülkelerin başında geliyor.

Bugün sokakta satılan her bir gram zehir, sınır ötesinden gelen bir silaha, bir tetiğe, bir cinayete dönüşüyor. Uyuşturucu satılıyor, para silaha dönüşüyor; baronlar iki kez kazanıyor, toplum ise iki kez kaybediyor.

Tam da bu nedenle Türkiye’de atılan her kararlı adım, yalnız bir politik hamle değil; bir milletin varlık mücadelesi anlamına geliyor.

Sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda organize suç, terör finansmanı ve milli güvenlik meselesi haline gelen uyuşturucu, gençliğimizin geleceğini ve toplumun temel dokusunu kemiriyor.

Avrupa'da organize suç endeksinde birinci sırada yer alan Türkiye, uyuşturucu pazarı haline getirilme tehlikesiyle yüz yüze.

Her geçen gün düşen kullanım yaşı, parçalanan aileler ve sokakları mesken tutan "zombiler", ülkenin içine düştüğü vahim tablonun sadece görünen yüzü.

Tertemiz Türkiye Vizyonu

Özdağ'dan, Uyuşturucu İle Mücadelede Radikal ve Köklü Dönüşüm Planı

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türkiye'nin kanayan yarası haline gelen uyuşturucu ve sanal kumar belasına karşı, "Tertemiz Türkiye Projesi" adını verdiği kapsamlı ve radikal bir mücadele planını açıkladı.

Özdağ'ın basın toplantısında sunduğu politika, mevcut yaklaşımlardan köklü bir kopuşu temsil ediyor.

Suçu "bireysel" olmaktan çıkarıp "toplumsal saldırı" ve "narko-terör" olarak tanımlayan Özdağ, soruna sadece polisiye tedbirlerle değil, hukuki, idari, sosyal ve ekonomik boyutları olan topyekûn bir savaş konseptiyle cevap vermeyi hedefliyor.

Bu cesur ve detaylı yol haritası, konuya ilişkin bugüne kadar açıklanmış en sert ve en kapsamlı siyasi program olarak dikkat çekiyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye’nin belki de son yıllardaki en kapsamlı, en kararlı ve en sert uyuşturucu–sanal kumar mücadele planını açıkladı:

Tertemiz Türkiye Projesi

Bu proje bir politika değil; bir milli mücadele manifestosu.
Bu açıklama bir basın toplantısı değil; Türkiye’nin zehir baronlarına, mafya odaklarına, narko-terör örgütlerine karşı ilan edilmiş bir savaş bildirisidir.

Ve bu mücadelede Özdağ’ın kararlılığı tek bir cümlede kristalleşiyor:

“Zehir tacirlerine, ruhları cehenneme gitmeden yeryüzünde cehennemi yaşatacağız.”

Türkiye’yi Sarsan Gerçekler

Özdağ’ın açıklamasında ortaya koyduğu tespitler yalnız politik bir çıkış değil; istihbaratçıların, emniyet müdürlerinin, doktorların, ekonomistlerin imzasını taşıyan somut uyarılar:

Türkiye bugün Avrupa’nın 1 numaralı organize suç ülkesi.

Uyuşturucu kullanım yaşı 15 yaşın altına indi.

291 bin mahkûmun 3’te 1’i uyuşturucu suçlusu.

2 milyona yakın bağımlı var.

Yalnız İstanbul’da binden fazla tetikçi, 10 ana çete altında örgütlü.

PKK, Avrupa’daki uyuşturucu pazarının %65’ini kontrol ediyor.

Yabancı mafyalar Türkiye’yi üs haline getirdi.

Bu tablo, sıradan bir asayiş sorunu değil; bir güvenlik krizi, bir milli bekâ meselesi.

Özdağ'ın Açıkladığı Dev Politika

Çekirdeğini oluşturan, Özdağ’ın “milat niteliğinde” ilan ettiği uygulamalardan bazıları:

Özdağ’ın Projesinde Öne Çıkan Maddeler

Uyuşturucu ile Mücadele Yasası çıkarılacak.

Uyuşturucu çeteleri terör örgütü sayılacak.

Uyuşturucu ve sanal kumarda infaz indirimi olmayacak.

Çetelerle bağlantılı siyasetçi ve bürokratların mal varlığına el konulacak.

Tedavi gönüllü değil zorunlu hale getirilecek.

Sınırlar uyuşturucu insan kaynağına kapatılacak.

İstanbul çetelerden geri alınacak – merkez üssü burada kurulacak.

Devasa tedavi ve rehabilitasyon merkezleri kurulacak.

Bu maddeler yalnız güvenlik hamlesi değil; coğrafi, sosyolojik ve ekonomik bir temizlenme operasyonu.

Uyuşturucu Olan Yerde Savaş Vardır

Her uyuşturucu örgütü bir istihbarat örgütüne, bir terör yapısına, bir dış bağlantıya dayanır.
Her zehir pazarı, bir başka coğrafyada patlayan silahın parasını öder.
Her bağımlı, yalnız bir sağlık kaybı değil; bir toplumun geleceğinden çalınan bir asker, bir mühendis, bir öğretmen, bir anne, bir baba…

Uyuşturucu olan yerde savaş vardır.
Savaşın olduğu yerde baronlar kazanır, millet kaybeder.

Uyuşturucu Mafyasına Darbe Vakti: Özdağ’dan Millî Direniş Çağrısı

Bu Mücadele Beklemez

Zafer Partisi’nin Tertemiz Türkiye Projesi, “bir gün” değil; “bugün” yapılması gereken bir devlet refleksi.
Bu mücadeleyi ertelemek, nesilleri göz göre göre feda etmektir.
Bu mücadeleyi zayıflatmak, baronların işine, çetelerin ekmeğine yağ sürmektir.

Devrim Niteliğinde “Tertemiz Türkiye" Uyuşturucuya Köklü Çözüm

Ümit Özdağ'ın açıkladığı "Tertemiz Türkiye Projesi", uyuşturucu belasının ancak köklü, kararlı ve multidisipliner bir yaklaşımla çözülebileceğini ortaya koyuyor. Sorunu sadece güvenlik boyutuyla değil, bağımlılıkla mücadele, aile destek sistemleri, sosyal rehabilitasyon ve uluslararası işbirliği boyutlarıyla ele alan bu plan, umutsuzluğa kapılan ailelere ve millete bir çıkış yolunu işaret ediyor.

Bu nedenle Özdağ’ın final sözleri yalnız bir kapanış değil;
Bir millet çağrısıdır:

“Türk milleti bilsin ki; Türkiye Zafer Partisi’yle bu mücadeleyi kazanacak. Tertemiz bir Türkiye’de buluşacağız.”

Toplumun en hassas yaralarından biri olan uyuşturucu problemi konusunda sergilediği kararlı tavır, Özdağ’ı bu alanda öne çıkan nadir siyasetçilerden biri hâline getiriyor.

Konuyu görmezden gelen sessizliğe karşı cesur çıkışı, kamuoyunda ‘bu meselede nihayet bir ses yükseldi’ yorumlarını beraberinde getiriyor. Genç nesli hedef alan tehlikelere karşı verdiği mücadele, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken liderlik refleksinin de altını çiziyor.

y


ilmazparlar@yahoo.com





#TertemizTürkiye, #UyuşturucuylaMücadele, #ÜmitÖzdağ, #ZaferPartisi, #UyuşturucuyaDurDe, #GençliğiKoru, #SanalKumaraHayır, #OrganizeSuçlaMücadele,

#ZaferPartisi, #NarkoTerör, #UyuşturucuÇeteleri, #SanalKumar, #GençliğeSahipÇık, #AileYıkımı, #MilliGüvenlik, #OrganizeSuç, #PKK, #UyuşturucuSavaşı, #TedaviZorunluOlsun, #İnfazİndirimiOlmasın, Türk Gençliğine Kurulan Kapan Kırılacak, Özdağ’dan Zehire Karşı Büyük Yemin, Zehir İmparatorluğuna Savaş,

16 Kasım 2025 Pazar

KKTC, 42. Kuruluş Yıldönümünü Kutladı-Yılmaz Parlar

  

İstanbul’da Büyük Coşku: KKTC, 42. Kuruluş Yıldönümünü Gururla Kutladı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) 42. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle, 15 Kasım 2025 Cumartesi Akşamı, CVK Park Bosphorus Hotel’de görkemli bir Cumhuriyet resepsiyonu düzenlendi.

Başkonsolos Zalihe Mendelli ev sahipliğindeki bu özel geceye Türkiye ve KKTC’den üst düzey protokol, diplomatlar, siyasi parti ve STK temsilcileri, iş dünyası ve Kıbrıs Türk toplumu yoğun katılım gösterdi.

Katılımcılar; KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilci Vekili Mehmet Zahit Uzun İpekyolu Stratejik Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı Dr. Seyfullah Türksoy, Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası Derneği (TKKTTO ) Prof Dr. Uğur Özgöker , Zafer Partisi’ni temsilen Zafer partisi  İstanbul İl Başkan Yardımcısı Elvan Ersoy başta olmak üzere siyasi parti temsilcişleri, STK Başkanları ve Temsilcileri. Marmara Grubu Stratejik Ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Genel Başkanı ve Fahri Konsolos Akkan Süver, Marmara Grubu Vakfı- AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver, KKTC İstanbul Konsolosu Ülkü Alemdar, Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı Zehra Bilge Eray, Eski KKTC İstanbul Konsolosluğu Ekonomi Ataşesi Cahit Kayıarslan.

Resepsiyonda konuşan Mendelli, “Türk halkı için bir dönüm noktası olan eşsiz fedakarlıklar ve mücadelelerle kurduğumuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 42’nci kuruluş yıl dönümünü bu yıl İstanbul’da sizlerle birlikte kutlamaktan büyük mutluluk ve onur duyuyorum” dedi.

Mendelli sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Bir halkın ulaşabileceği en yüce ve onurlu mertebe, bağımsız devlet kurma mertebesidir. Kıbrıs Türk halkı da bu mertebeye 15 Kasım 1983’te ulaşmıştır. Bugün şanlı bayraklarımızın altında başı dik, onurlu bir şekilde özgürce yaşayabiliyorsak, bunu aziz şehitlerimize, kahraman gazilerimize, ulusal kahramanlarımıza, Dr. Fazıl Küçük’ten Rauf Denktaş’a uzanan ecdadımıza ve her zaman yanımızda olan ana vatan Türkiye’ye borçluyuz.”

Ayrıca Mendelli, uluslararası baskılara ve izolasyonlara rağmen KKTC’nin egemen, bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdüreceğine dair kararlılığını vurguladı:



“Kıbrıs adasının gerçek sahipleri olduğumuzu Rumlara ve tüm dünyaya bir kez daha hatırlatmak isteriz. Bugün 85 milyon Türkiye arkamızda olduğu için büyük bir güçtür. KKTC, hukukun üstünlüğüne dayalı kurumları ve bağımsız yapısıyla her geçen gün daha da güçlenecektir.”

Mendelli ayrıca, Gürcistan’da düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan askerleri de saygıyla yad etti ve “şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum” ifadelerini kullandı.

Tören, saygı duruşu, İstiklal Marşı ve KKTC’nin kuruluş mücadelesini anan konuşmalarla devam etti. İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut da törende yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve uluslararası tanınırlığının artması” gerektiğini vurguladı.

Bu resepsiyon, sadece bir yıl dönümü kutlaması değil; Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin İstanbul’da yükselen sesi oldu. Zalihe Mendelli’nin güçlü vurguları, KKTC’nin demokratik ve egemen kimliğini hem diplomatik hem sembolik düzeyde perçinledi. Bu tür etkinlikler, Kıbrıs meselesine dair farkındalığı artırırken, ana vatan Türkiye ile yavru vatan KKTC arasındaki derin bağın da bir kez daha altını çiziyor.

Ertuğruloğlu'dan Tarihi Açıklama 'Artık Aynı Evde Yaşamak Yok, İki Ayrı Egemen Devlet Gerçeği Var!'"

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, KKTC'nin 42. kuruluş yıldönümünde yaptığı tarihi konuşmada, "Artık gelecekte Kıbrıs adasında Türklerle Rumların kuracağı yeni bir ortaklık diye bir şey söz konusu değildir. Aynı evde yaşamayı denedik olmadı, çünkü ortağımız bizi kendine eşit kabul etmiyor. Kıbrıs adasını bir Helen adası görüyor. Dolayısıyla aynı evde yaşayamayacaksak komşular olarak iki ayrı evde yaşayacağız" açıklamasını yaptı.

Ertuğruloğlu, egemenlik vurgusunu şu sözlerle perçinledi: "Siyasi eşitlik asla yeterli değildir. Bunun bir anlamı olabilmesi için egemen eşitliğe dayandırılması gerekir. Egemen eşitlik dediğiniz anda da iki ayrı egemen devlet demektir. Ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti'nin kararlılığı ise bizim en büyük gücümüzdür."

Bu anlamlı gecede, Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası Derneği (TKKTTO) Başkanı Prof. Dr. Uğur Özgöker, son eseri olan “Kıbrıs Barış Harekâtından Sonra Türkiye–Batı Paktı İlişkileri” adlı kitabını konuklara imzalayarak armağan etti. Prof. Dr. Özgöker’in nazik jesti resepsiyona damgasını vururken, protokol üyeleri ve davetliler tarafından büyük memnuniyetle karşılandı.

Özgöker, imzalı kitaplarını; üyesi olduğu Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Genel Başkanı ve Fahri Konsolos Akkan Süver’eİpekyolu Stratejik Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı Dr. Seyfullah Türksoy’aMarmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver’e ve Gebze Güzeller OSB Başkanı Adem Ceylan’a takdim ederken objektiflere yansıyan samimi görüntüler resepsiyonun en özel anlarından biri oldu.

Kitabın İçeriği;

Prof. Dr. C. Uğur Özgöker ve Mehmet Özbay tarafından kaleme alınan “Kıbrıs Barış Harekâtından Sonra Türkiye–Batı Paktı İlişkileri”, 1974 Harekâtı sonrası Türkiye’nin dış politikasında yaşanan köklü dönüşümü akademik bir perspektifle ele alıyor.

Çalışma;

Türkiye–Batı ilişkilerinin Soğuk Savaş bağlamındaki seyrini,

NATO, ABD ve Avrupa ile yaşanan diplomatik kırılmaları,

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın Türkiye’nin uluslararası pozisyonu üzerindeki etkilerini,

Batı Paktı ile işbirliği süreçlerinde karşılaşılan stratejik zorlukları

yilmazparlar@yahoo.com

Kıbrıs Barış Harekatı Yıldönümü Feshane'de Kutlandı-Yılmaz Parlar

    Feshane'de Kıbrıs Rüzgarı Esti 52 Yılın Gururu, Feshane'de Coşku ve Duygu Dolu Bir Gece Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dö...