4 Nisan 2026 Cumartesi

Heritage Fuarı-Yılmaz Parlar

 

 Heritage Fuarı’nda Kültür Mirasının Devri

Müzecilikten Lokuma, Çiniden Gazi Kovana

Yenikapı’da 4 Nisan’a kadar sürecek dev buluşmada Türkiye’nin hafızası sergileniyor

Yenikapı Kadir Topbaş Gösteri Merkezi’nde kapılarını açan Heritage Fuarı (Kültür Mirası ve Müzecilik Fuarı), 4 Nisan 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek dev bir kültür şölenine dönüştü.



Müze profesyonellerinden akademisyenlere, asırlık markalardan geleneksel sanatçılara kadar geniş bir yelpazeyi buluşturan fuar, Türkiye’nin somut ve somut olmayan kültürel mirasını gözler önüne seriyor.

İşte Heritage Fuarı’nda öne çıkanlar ve unutulmaz hikâyeler…



Prof. Dr. Fethiye Erbay

“Müze, Geçmişle Gelecek Arasında Köprüdür”

Fuarın en dikkat çeken stantlarından biri Boğaziçi Üniversitesi Müzecilik Bölümü oldu. Standın başında bölüm başkanı Prof. Dr. Fethiye Erbay yer aldı. Türkiye’nin müzecilik alanında uzman ihtiyacını karşılayan nadir akademik programlara imza atan Erbay, fuar boyunca müzeciliğin sadece eser saklamak değil, kültürü yaşatmak ve toplumu bilinçlendirmek olduğunun altını çizdi.

“Müzecilik, bir ülkenin hafızasını koruma sanatıdır. Bugün müzeler eğitimin, toplumsal hafızanın ve kültürel diplomasinin merkezi haline geldi. Türkiye gibi binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir coğrafyada bu mirası yönetecek uzmanlara her zamankinden çok ihtiyaç var.”

Bugün Türkiye’nin birçok özel ve kamu müzesinde görev yapan uzmanlar, Erbay’ın öncülüğündeki bu bölümden mezun oldu. Ziyaretçilerden biri, “Fethiye Hoca sayesinde müzelerimiz aktif öğrenme merkezlerine dönüştü” yorumunu yaptı.



249 Yıllık Lezzet Hacı Bekir ve 6. Kuşak Lider Leyla Celalyan

Fuarın “Zamanla Kaybolmayanlar” bölümünde yer alan Ali Muhiddin Hacı Bekir, 1777’den bu yana Türk lokumunu dünyaya tanıtıyor. Standda ailenin 6. kuşak temsilcisi Leyla Celalyan dikkat çekiyor. Koç Üniversitesi İşletme mezunu olan Celalyan, markayı modern vizyonla buluştururken ihracat pazarlarında büyük atılım gerçekleştiriyor.



Hacı Bekir’in ürünleri bugün ABD, Japonya, Güney Afrika, İngiltere, Fransa, Hollanda, Güney Kore, Tayvan ve Ürdün gibi birçok ülkeye ihraç ediliyor. Celalyan, “Hacı Bekir sadece bir şekerleme markası değil; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir kültür elçisidir” diyor.

Son yüzyıldır şirket büyük ölçüde kadınlar tarafından yönetiliyor. Celalyan’ın büyük ninesi Reşide Hanım, Cumhuriyet’in ilk pasaportlarından birini alarak yurt dışına açılan ilk kadın girişimcilerdendi.



Geleneği Yaşatanlar

Folklor Kurumu’ndan 60 Yıllık Vefa

Folklor Kurumu, “Geleneği Yaşatanlar” temasıyla fuarda yerini aldı. 12 Aralık 1964’te kurulan ve 60 yılı aşkın süredir Türk halk kültürüne hizmet eden köklü kurum, halk oyunları, halk müziği, halk tiyatrosu ve geleneksel el sanatları alanlarındaki çalışmalarını sergiliyor.

UNESCO’nun 1989 tarihli Tavsiye Kararı’nda vurgulandığı gibi, folklor “insanlığın evrensel mirasının bir parçasıdır”. Folklor Kurumu da bu bilinçle Anadolu’nun dört bir yanındaki kültürel zenginlikleri derleyip gelecek nesillere aktarıyor. Yetkililer, “Kültürel mirasımızı yaşatmak hepimizin ortak sorumluluğu” mesajını verdi.



Gazi Kovan

Kurtuluş Savaşı’nın Sessiz Tanığı

Makine Kimya Endüstrisi (MKE) standında sergilenen Gazi Kovan, fuarın en duygusal ve etkileyici eserleri arasında yer alıyor. MKE İmalât-ı Harbiye Müzesi uzmanı Yasin Ufuk Ergün ve MKE Kırıkkale Silah Fabrikası Müze sorumlusu Ömer Faruk Atcı’dan alınan bilgilere göre:

Gazi Kovan, ilk olarak Mart 1921’de Birinci İnönü Muharebesi sırasında kullanılan bir top mermisinin kovanı olarak ortaya çıktı. Cephedeki askerler bu kovana isimlerini ve birlik bilgilerini kazıdı. Savaş boyunca kovan toplam sekiz kez atölyeye dönüp yeniden doldurularak cepheye gönderildi. Bu sürekli kullanım ona “Gazi” unvanını kazandırdı. Son kullanımı cephede şehit düşen Karahisarlı Seyfi Çavuş tarafından oldu. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanında 101 pare top atışında kullanılarak tarihî yolculuğunu tamamladı.



Pınar İlhan Köse: Selçuklu’dan Günümüze Çini Büyüsü

Çini sanatçısı Pınar İlhan Köse, fuarda Selçuklu dönemi çini eserlerini geleneksel tekniklere bağlı kalarak çağdaş bir yorumla yeniden hayat buluyor. Eserlerini Çekmeköy’deki atölyesinde üreten Köse, çini sanatını şöyle tanımlıyor:

“Çini benim için sadece süsleme değil; sabır, nefes, ritim ve dua gibidir. Her fırça darbemde geçmişle bağ kuruyorum. Selçuklu desenlerindeki sadelik ve güç eserlerimin temelini oluşturuyor. Her fırın çıkışında yeniden doğuşu yaşıyorum.”

Standda Selçuklu’dan ilham alan tabaklar, vazolar, duvar panoları ve özgün çini tasarımları sergileniyor. Köse, “Çini, Anadolu topraklarının binlerce yıllık hafızasını taşır” diyor.

Geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez.

Yer: Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi (Kadir Toptaş Sanat Merkezi)
Tarih: 4 Nisan 2026’ya kadar her gün açık

yilmazparlar@yahoo.com

Herıtage Faır A Grand Transfer Of Cultural Herıtage

From Museology to Turkish Delight, from Iznik Tiles to the "Gazi" Shell Casing – Turkey’s collective memory is on display in Yenikapı until April 4

The Heritage Fair (Cultural Heritage and Museology Fair), which opened its doors at the Yenikapı Kadir Topbaş Performance Center, has turned into a grand cultural festival that can be visited until April 4, 2026.

Bringing together a wide spectrum of participants—from museum professionals and academics to centuries-old brands and traditional artists—the fair showcases Turkey’s tangible and intangible cultural heritage.

Here are the highlights and unforgettable stories from the Heritage Fair…

Prof. Dr. Fethiye Erbay

"A Museum is a Bridge Between Past and Future"

One of the most remarkable stands at the fair belongs to the Department of Museology at Boğaziçi University. At the helm of the stand is the department chair, Prof. Dr. Fethiye Erbay. Having spearheaded one of the few academic programs in Turkey that addresses the growing need for museology experts, Erbay emphasized throughout the fair that museology is not merely about preserving artifacts, but about keeping culture alive and raising public awareness.

"Museology is the art of preserving a nation's memory. Today, museums have become centers of education, collective memory, and cultural diplomacy. In a geography like Turkey, which has been home to thousands of years of civilizations, we need experts to manage and narrate this heritage more than ever."

Many of the specialists currently working in Turkey’s public and private museums are graduates of the program led by Erbay. One visitor commented, "Thanks to Prof. Dr. Fethiye Erbay, our museums have transformed from passive repositories into active learning centers."

249 Years of Flavor, Hacı Bekir and 6th-Generation Leader Leyla Celalyan

In the fair’s "Timeless" section, Ali Muhiddin Hacı Bekir – introducing Turkish delight to the world since 1777 – draws significant attention. At the stand, the family’s sixth-generation representative, Leyla Celalyan, stands out. A graduate of Koç University’s Business Administration program, Celalyan combines the brand’s heritage with a modern vision while making major strides in export markets.

Today, Hacı Bekir’s products are exported to numerous countries, including the United States, Japan, South Africa, England, France, the Netherlands, South Korea, Taiwan, and Jordan. Celalyan states, "Hacı Bekir is not just a confectionery brand; it is a cultural ambassador reaching from the Ottoman Empire to the Republic of Turkey."

For the last century, the company has largely been run by women. Celalyan’s great-grandmother, Reşide Hanım, was one of the first female entrepreneurs to go abroad with one of the Republic’s earliest passports.

Keepers of Tradition

The Folklore Institution’s 60 Years of Dedication

The Folklore Institution (Folklor Kurumu) has taken its place at the fair under the theme "Keepers of Tradition." Founded on December 12, 1964, and serving Turkish folk culture for over six decades, this deep-rooted institution is showcasing its work in folk dances, folk music, folk theater, and traditional handicrafts.

As emphasized in UNESCO’s 1989 Recommendation, folklore is "a part of the universal heritage of humanity." With this awareness, the Folklore Institution collects cultural riches from all over Anatolia and passes them on to future generations. Officials stressed, "Keeping our cultural heritage alive is a shared responsibility for all of us."

The "Gazi" Shell Casing: Silent Witness of the Turkish War of Independence

Displayed at the stand of Machinery and Chemical Industry (MKE), the "Gazi" Shell Casing is one of the most emotional and impressive pieces at the fair. According to information provided by Yasin Ufuk Ergün, expert from the MKE Ammunition Factory Museum, and Ömer Faruk Atcı, museum curator at the MKE Kırıkkale Weapon Factory:

The Gazi Shell Casing first emerged in March 1921 during the First Battle of İnönü, as the casing of an artillery shell. Soldiers on the front lines carved their names and unit information onto it. Throughout the war, the casing returned to the workshop a total of eight times, was refilled, and sent back to the front. This repeated use earned it the title "Gazi" (Veteran). Its final use came from Seyfi Çavuş of Karahisar, who fell as a martyr on the front line. The casing completed its historic journey when it was used in the 101-gun salute celebrating the proclamation of the Republic on October 29, 1923.

Pınar İlhan Köse

The Magic of Iznik Tiles from the Seljuk Era to the Present

Iznik tile artist Pınar İlhan Köse is bringing Seljuk-era ceramic works back to life at the fair, adhering to traditional techniques while infusing them with a contemporary interpretation. Producing her works in her studio in Çekmeköy, Köse describes her art as follows:

"For me, Iznik tiles are not merely decoration; they are patience, breath, rhythm, and prayer. With every brushstroke, I connect with the past. The simplicity and power I find in Seljuk patterns form the foundation of my work. With every kiln opening, I experience a rebirth."

The stand features plates, vases, wall panels, and original tile designs inspired by the Seljuk era. Köse adds, "Iznik tiles carry the thousand-year-old memory of Anatolian soil."

"Those who do not know their past cannot build their future."

Venue: Yenikapı Eurasia Performance and Art Center (Kadir Toptaş Art Center)
Date: Open every day until April 4, 2026

yilmazparlar@yahoo.com

8 Mart 2026 Pazar

DUTTİP Güçlü Mesajlar-Yılmaz Parlar

 

DUTTİP Güçlü Mesajlar

Dünya Türk Ticaret Platformu’ndan İstanbul’da Güçlü İftar Buluşması

“Kızılelma Yolunda Birlik ve Bereket” Sofrasında Türk Dünyası Mesajı

Dünya Türk Ticaret Platformu (DUTTİP) tarafından düzenlenen geleneksel “Kızılelma Yolunda Birlik ve Bereket” iftar programının ikincisi, 7 Mart 2026 Cumartesi akşamı İstanbul’da bulunan 1453 Sosyal Tesisleri'nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.



Diplomasi, siyaset, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini aynı sofrada buluşturan iftar programı, Türk dünyasında birlik, dayanışma ve ekonomik iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.



Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen organizasyon; başkonsoloslar, Türk Devletleri Teşkilatı temsilcileri, milletvekilleri, yerel yöneticiler, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, kamu görevlileri, basın mensupları ve çok sayıda iş insanını bir araya getirdi.



Protokol Yoğun İlgi Gösterdi

Programa katılan önemli isimler arasında şu isimler yer aldı:

KKTC İstanbul Konsolosu Ülkü Alemdar

Pakistan İstanbul Başkonsolosu Khawaja Khurrom Naeem

TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Şanlı

Yeniden Refah Partisi MKYK Üyesi Yaşar Özkan

MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı İsmail Akgöz

MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı ve Tokat Federasyonu Başkanı Ahmet Poyraz

İYİ Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Nazım Yılmaz

TÜRKSOY İstanbul Temsilcisi Yerzhan Uaiis

AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı İ. Halil Korkmaz

KKTC Eski Ekonomi Ataşesi Cahit Kayıarslan

Dünya Dernekleri ve Akraba Toplulukları Hizmet Derneği Başkanı Metin Özkan

Program, Türk dünyasının farklı ülkelerinden temsilcilerin katılımıyla uluslararası bir buluşma niteliği kazandı.



“Türk Dünyasının Güçlenmesi Küresel Denge İçin Önemlidir”

Programın ev sahibi olan Dünya Türk Ticaret Platformu Genel Başkanı Ahmet Ortatepe, yaptığı konuşmada Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhuna dikkat çekerek Türk dünyası arasındaki ekonomik iş birliklerinin stratejik önemini vurguladı.

Ortatepe, DUTTİP’in temel hedefinin Türk dünyası ve gönül coğrafyasıyla ekonomik entegrasyonu güçlendirmek, ticari ve kültürel bağları derinleştirmek ve Türk iş dünyasının küresel ölçekte daha etkin hale gelmesine katkı sağlamak olduğunu ifade etti.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın ortaya koyduğu vizyonun sahada gerçekleştirilecek iş birlikleriyle daha güçlü hale geleceğini belirten Ortatepe, Türk dünyasının ortak hareket kabiliyetinin artırılmasının küresel dengeler açısından da önemli olduğunu söyledi.



KKTC’den Türk Dünyası İş İnsanlarına Yatırım Daveti

Programda konuşan KKTC İstanbul Konsolosu Ülkü Alemdar, Dünya Türk Ticaret Platformu’nun Türk dünyası arasında ekonomik ve ticari bağları güçlendiren önemli bir platform olduğunu belirtti.

Alemdar konuşmasında, Türk iş insanlarının Türkiye merkezli yatırımlarının Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere birçok ülkede ekonomik değer oluşturduğunu ifade ederek şu mesajı verdi:

KKTC’nin Türk iş insanları için önemli yatırım fırsatları sunduğunu belirten Alemdar, İstanbul Başkonsolosluğu olarak yatırım yapmak isteyen tüm girişimcilere destek vermeye hazır olduklarını vurguladı.

Enerji, altyapı, savunma sanayi, tarım, lojistik ve dijital dönüşüm gibi alanlarda Türk iş dünyasının attığı adımların yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel ve siyasi yakınlaşmaya da katkı sunduğunu dile getirdi.

Ortadoğu’daki Gerilimler ve Mazlum Coğrafyalar Gündeme Geldi

Programda yapılan konuşmalarda küresel gelişmelere de değinildi. Özellikle Ortadoğu’da son dönemde artan gerilimler ve İran, ABD ve İsrail ekseninde yaşanan gelişmelerin dünya barışı açısından endişe verici olduğu ifade edildi.

Konuşmalarda ayrıca;

Gazze’de yaşanan insani dram, Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik baskılar, Dünyanın farklı bölgelerindeki mağdur toplumlar gündeme getirilerek sivillerin korunması ve uluslararası toplumun daha etkin sorumluluk alması gerektiği vurgulandı.



8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı

Programda ayrıca yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınların toplumun, ekonominin ve aile yapısının temel taşı olduğuna dikkat çekildi.

Kadınların üretimde, ticarette, girişimcilikte ve sosyal hayatta daha güçlü şekilde yer almasının sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğu ifade edilerek tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı.

Türk Dünyası İş İnsanları Aynı Sofrada Buluştu

Yoğun katılımla gerçekleşen program, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen iftar ve networking bölümüyle sona erdi. Katılımcılar, bu tür organizasyonların Türk dünyası iş çevreleri arasındaki iş birliğini güçlendirdiğini ve yeni ekonomik fırsatlar oluşturduğunu ifade etti.

Kızılelma Yolunda Birlik ve Bereket” temasıyla düzenlenen iftar programı, Türk dünyası arasında ekonomik, kültürel ve stratejik iş birliğinin güçlenmesine önemli katkı sağlayan bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.

yilmazparlar@yahoo.com

7 Mart 2026 Cumartesi

Adalar Mimoza Festivali-Yılmaz Parlar

 

Adalar Mimoza Festivali

Adalar’da Baharın Simgesi Mimoza

Mimozaların Renklendirdiği Bahar, Adalar'da Festival Coşkusu Başladı

Festivaller, kentlerin kültürel dokusunu doğasını kimliğini koruyan, canlandıran, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve doğal mirasa sahip çıkma bilincini yeşerten en önemli buluşmalardır.



Doğal değerleri tanıtmanın, turizmi canlandırmanın ve yerel ekonomiyi güçlendirmenin en etkili yollarından biri olan festivaller, aynı zamanda toplumun ortak mirasına sahip çıkma bilincini de güçlendirir.

İstanbul’un en özel bölgelerinden Adalar’da düzenlenen Mimoza Festivali de bu anlayışla hayata geçirilerek, baharın simgesi mimozayı koruma ve gelecek nesillere aktarma hedefiyle kapılarını açtı.

Adalar'ın dört bir yanında eş zamanlı olarak hayat bulan Mimoza Festivali bu anlamda özel bir yere sahip.

Yalnızca baharın müjdecisi sarı çiçekleri kutlamakla kalmıyor; mimozanın zarif ama dirençli ruhundan ilham alarak doğayı koruma bilincini, kadın dayanışmasını ve kültürel mirasa sahip çıkma sorumluluğunu bir araya getiriyor.

İstanbul'un eşsiz adalarında bu yıl üçüncü kez düzenlenen festival, mimozanın bir çiçekten çok daha fazlası olduğunu, bir başlangıcı ve umudu temsil ettiğini hep birlikte hatırlamak için eşsiz bir fırsat sunuyor.

6-7-8 Mart tarihlerinde Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada'da eş zamanlı olarak kapılarını açan Mimoza Festivali, Adalar'ın sokaklarından, hafızasından ve rüzgarından ilham alan çok katmanlı bir deneyimle ziyaretçilerini ağırlıyor.

Sergilerden söyleşilere, müzik dinletilerinden sirk performanslarına kadar uzanan zengin içeriğiyle festival, baharı karşılamaktan öte bir anlam taşıyor: Adalar'ın İstanbul için neden vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor ve bu eşsiz bağın birlikte korunması gerektiğini fısıldıyor.



"Mimozayı Dalında Sevmek İstiyoruz"

Festivalin açılışı, Büyükada Anadolu Kulübü'nde düzenlenen basın toplantısıyla gerçekleşti.

Toplantıda konuşan Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, mimozanın Adalar için taşıdığı anlamı şu sözlerle ifade etti:

"Mart'ın ilk günlerinde, baharın eşiğinde, sarı mimozaların güneşi andıran ışıltısı altında bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Adalarımızın simgesi haline gelen mimoza; yalnızca bir ağaç değil, aynı zamanda umut demektir, dayanışma demektir, yeniden başlamak demektir."



Başkan Akpolat, festivalin asıl amacının mimozayı koruyup yaşatmak olduğunu vurgulayarak, "Biz mimozayı dalında görmek istiyoruz. Dalında sevmek istiyoruz. Hoyratça koparılmasını, ticari bir nesneye dönüşmesini değil; doğanın bir parçası olarak yaşamaya devam etmesini istiyoruz. Doğayı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi.



Mimozaların Annesi'nden Çağrı

Festivalin fikir annesi ve "mimozaların annesi" olarak anılan Eva Kent, duygusal konuşmasında 9 yıl önce bahçesindeki mimoza ağacının talan edilmesiyle başlayan mücadelelerinin bugünlere nasıl geldiğini anlattı.

Aslen Alman olan ve 40 yıl önce eşine ve Büyükada'ya olan aşkıyla adaya yerleşen Kent, şöyle konuştu:

"Her şey 9 yıl önce bahçemdeki mimoza ağacının talan edilmesiyle başladı. O gün yükselen sesimiz zamanla büyüdü ve bugün burada, mimozalar için bir araya gelmemizi sağladı. Mimozalar dünyada yalnızca belirli iklimlerde yetişir. Adalarımız da bu nadir bölgelerden biri. Tıpkı Fransa'nın güneyindeki Tanneron gibi... Her yıl binlerce insan mimozaları görmek için Tanneron'u ziyaret ediyor. Peki, neden Büyükada da mimozalarıyla anılan bir yer olmasın?"



Anlamlı Fidan Dikimi ve Kadınlar Günü Vurgusu

Programın ardından Başkan Akpolat, Adalar Belediyesi Meclis Başkanvekili ve Festival Koordinatörü Aytül Ekşiyan, Eva Kent ve festivalin proje mimarlarından Aysel Sporel ile birlikte Burgazada'daki Madam Marta Koyu'na geçerek temsili mimoza fidanı dikimi gerçekleştirdi.

Burada konuşan Başkan Akpolat, koya ismini veren Madam Marta'yı anarak, "Madam Marta misafirperverliği ve iyilikleriyle tanınır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü arifesinde O'nu saygıyla anıyoruz. Bu fidanları Madam Marta ile tüm emekçi kadınlar ve dünyada barış için dikiyoruz" ifadelerini kullandı.

Festivalin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kapsamasının özellikle istendiğini belirten Akpolat, "Çünkü mimoza; hem narinliği hem direnci simgeler. Tıpkı kadınlar gibi...

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da festival organizasyonunun büyük kısmı kadınların emeğiyle hayata geçti" diyerek emek veren tüm kadınları selamladı.



Renkli Görüntüler ve Dopdolu Program

Açılış programı, Adalar Çocuk ve Gençlik Orkestrası Oda Müziği Toplulukları'nın mini dinletisiyle renklendi. Fidan dikiminin ardından etkinlikler, Burgazadası Kültür ve Kalkınma Derneği'nin ev sahipliğinde Ay' Nikola Çay Bahçesi'nde gerçekleştirilen Vidi Moreno müzik dinletisiyle devam etti.



Festival kapsamında dört adada eş zamanlı olarak bando yürüyüşleri, sirk performansları, AdaDans ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Zumba Ekibi'nin enerjik gösterileri düzenlendi.

Söyleşiler, konserler, çocuk ve yetişkin atölyeleri ile mimoza temalı ürünlerin yer aldığı stantlar festival ziyaretçilerinin ilgi odağı oldu.



"Adalar'a Yakışan, Doğayla Uyumlu Festivaller"

Başkan Akpolat, festivalleri yalnızca eğlence olarak görmediklerini belirterek, "Adalar'da yaşamak bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalık; doğaya sahip çıkmayı, kültürel mirası korumayı ve her alanda üretmeyi gerektirir. Biz de bu bilinçle çalışıyor, Adalar'a yakışan, doğayla uyumlu, katılımcı festivaller düzenlemeye devam ediyoruz" dedi.



Festivalin Adalar'daki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte, ortak akılla ve gönül birliğiyle düzenlendiğini vurgulayan Akpolat, bu birlikteliğin festivalin en kıymetli tarafı olduğunu söyledi.

7 ve 8 Mart tarihlerinde de birbirinden keyifli etkinliklerle devam edecek olan Mimoza Festivali, baharın eşsiz atmosferini yaşamak isteyen tüm ziyaretçilerini adalara bekliyor.

yilmazparlar@yahoo.com

ADALAR MIMOSA FESTIVAL
Spring Colored By Mimosas,  Festıval Excıtement Begıns In The Islands

Festivals are among the most important gatherings that revitalize the cultural fabric of cities, strengthen social solidarity, and nurture the consciousness of protecting natural heritage. The Mimosa Festival, coming to life simultaneously in four corners of the Princes' Islands, holds a special place in this regard.

It does not merely celebrate the yellow flowers that herald spring; inspired by the delicate yet resilient spirit of the mimosa, it brings together environmental awareness, women's solidarity, and the responsibility of protecting cultural heritage. Now in its third year on Istanbul's unique islands, the festival offers a unique opportunity to collectively remember that the mimosa is much more than a flower—it represents a beginning and hope.

Taking place on March 6-7-8 simultaneously on Büyükada, Heybeliada, Burgazada, and Kınalıada, the Mimosa Festival welcomes visitors with a multi-layered experience inspired by the Islands' streets, memory, and wind. With a rich program ranging from exhibitions to talks, musical performances to circus acts, the festival carries a meaning beyond welcoming spring: it reminds us why the Islands are indispensable for Istanbul and whispers that this unique bond must be protected together.

"We Want to Love the Mimosa on Its Branch"

The festival opening took place with a press conference held at the Büyükada Anatolia Club. Speaking at the meeting, Adalar Mayor Ali Ercan Akpolat expressed the significance of the mimosa for the Islands with these words:

"In the first days of March, on the threshold of spring, we experience the happiness of coming together under the sun-like glow of yellow mimosas. The mimosa, which has become the symbol of our Islands, is not just a tree; it means hope, it means solidarity, it means starting anew."

Mayor Akpolat emphasized that the main purpose of the festival is to protect and sustain the mimosa, stating, "We want to see the mimosa on its branch. We want to love it on its branch. We don't want it to be ruthlessly broken off or turned into a commercial object; we want it to continue living as part of nature. Protecting nature is our common responsibility."

Call from the 'Mother of Mimosas'

Eva Kent, the conceptual originator of the festival known as the "mother of mimosas," explained in her emotional speech how their struggle, which began 9 years ago with the plundering of the mimosa tree in her garden, has grown to what it is today. Kent, originally German, who settled on the island 40 years ago out of love for her husband and Büyükada, spoke as follows:

"Everything started 9 years ago with the plundering of the mimosa tree in my garden. Our voice, which rose that day, grew over time and brought us together here today for the mimosas. Mimosas grow only in certain climates in the world. Our Islands are one of these rare regions. Just like Tanneron in the south of France... Thousands of people visit Tanneron every year to see the mimosas. This interest greatly contributes to both tourism and the local economy. So why shouldn't Büyükada also be a place known for its mimosas?"

Meaningful Sapling Planting and Women's Day Emphasis

Following the program, Mayor Akpolat, along with Adalar Municipal Assembly Deputy Chair and Festival Coordinator Aytül Ekşiyan, Eva Kent, and one of the festival's project architects Aysel Sporel, went to Madam Marta Cove on Burgazada and planted a symbolic mimosa sapling. Speaking here, Mayor Akpolat commemorated Madam Marta, after whom the cove is named, saying, "Madam Marta is known for her hospitality and kindness. We respectfully remember her on the eve of March 8, International Women's Day. We are planting these saplings for Madam Marta, for all working women, and for peace in the world."

Stating that it was specifically intended for the festival to encompass March 8, International Women's Day, Akpolat said, "Because the mimosa symbolizes both delicacy and resilience. Just like women... As was the case last year, a large part of this year's festival organization came to life through the labor of women," saluting all the women who contributed.

Colorful Moments and a Full Program

The opening program was enlivened by a mini recital from the Islands Children and Youth Orchestra Chamber Music Groups. After the sapling planting, the events continued with a Vidi Moreno musical performance hosted by the Burgazada Culture and Development Association at Ay' Nikola Tea Garden.

Within the festival scope, brass band marches, circus performances, energetic shows by AdaDans and the Istanbul Metropolitan Municipality Sports Zumba Team took place simultaneously on the four islands. Talks, concerts, workshops for children and adults, and stalls featuring mimosa-themed products became focal points of interest for festival visitors.

"Festivals Worthy of the Islands, in Harmony with Nature"

Mayor Akpolat, stating that they do not view festivals merely as entertainment, said, "Living in the Islands is a privilege. This privilege requires protecting nature, preserving cultural heritage, and producing in every field. We work with this consciousness and continue to organize participatory festivals worthy of the Islands, in harmony with nature."

Emphasizing that the festival is organized together with non-governmental organizations on the Islands, with collective wisdom and unity of hearts, Akpolat stated that this togetherness is the most valuable aspect of the festival.

The Mimosa Festival, which will continue with various enjoyable events on March 7th and 8th, invites all visitors who wish to experience the unique atmosphere of spring to the islands.

yilmazparlar@yahoo.com

18 Şubat 2026 Çarşamba

1.Uluslararası Ailenin Güçlendirilmesi Konferansı (ICSF) -Yılmaz Parlar

  

1.Uluslararası Ailenin Güçlendirilmesi Konferansı (ICSF) Tarihe Geçti

 Günümüz toplumlarının karşı karşıya kaldığı dijital dönüşüm, kültürel kırılmalar ve hızlı sosyal değişimler, aile kurumunun sürdürülebilirliği konusunu her zamankinden daha kritik hale getiriyor.

Toplumların geleceğini şekillendiren en temel yapı olan aile kurumu, modern dünyanın hızlı değişimleri karşısında her zamankinden daha fazla bilimsel, sosyal ve kültürel desteğe ihtiyaç duymaktadır.

Bu ihtiyaçtan hareketle, Özbek Kadın Hakları Derneği tarafından organize edilen ve İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde 16–17 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenen 1. Uluslararası Ailenin Güçlendirilmesi Konferansı (ICSF), iki gün boyunca akademisyenleri, karar vericileri, uzmanları ve sivil toplum temsilcilerini aynı çatı altında buluşturarak tarihi bir platform oluşturdu.

Konferans boyunca aile yapısının güçlendirilmesine ilişkin tüm konular masaya yatırıldı; psikolojiden sosyolojiye, kamu yönetiminden kadın çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede oturumlar düzenlendi.

Hem Türkiye hem de Orta Asya ülkeleri için “aile politikalarında yeni bir dönemin başlangıcı” olarak değerlendirildi.

Konferans, aile kurumunu sadece sosyolojik bir yapı değil; güvenlik, eğitim, kamu politikası, kadın hakları, psikoloji ve sosyal hizmetler gibi geniş bir perspektifte ele alarak uluslararası ölçekte örnek gösterilebilecek bir bilimsel platform oluşturdu.

İki gün boyunca yürütülen oturumlar, aileyi güçlendirmeye yönelik çözümler, yeni politikalar ve toplumsal dönüşümlere uyum sağlayan model önerileriyle dikkat çekti.

Katılımcılar zirveyi “Türkiye–Özbekistan akademik iş birliğinin en güçlü yansıması” şeklinde nitelendirdi.

Özbek Kadın Hakları Derneği’ne ve Başkanı Ozoda Islamova

Bu büyük organizasyonun mimarı olan Özbek Kadın Hakları Derneği, yalnızca bu konferansla değil, yıllardır sürdürdüğü kadın odaklı çalışmalarla da uluslararası saygınlık kazanmış bir sivil toplum hareketidir.

Dernek, yıllardır kadınların hukuki, sosyal ve ekonomik güçlenmesi için yürüttüğü çalışmalarla Orta Asya’nın en saygın sivil toplum kuruluşları arasında yer alıyor.

Dernek Başkanı Ozoda Islamova, hem vizyoner duruşu hem de uluslararası iş birliklerine verdiği önem sayesinde konferansın en çok takdir edilen isimleri arasında yer aldı.

Islamova’nın sahadaki gerçek sorunlara dokunan çalışmaları, özellikle kadınların aile içinde ve kamu alanında güçlenmesi adına örnek niteliğinde görülüyor.

Açılışta Önemli Mesajlar

Rektör Prof. Dr. Necip Şimşek ve Başkan Ozoda Islamova

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek;

Rektör Şimşek konuşmasında aile kurumunun psikolojik, kültürel ve sosyal boyutlarıyla korunmasının bilimsel bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak, Türkiye ile Özbekistan’ın akademik iş birliğinin bu konferansla daha da güçlendiğini ifade etti. Uluslararası çapta yapılan 180 başvurudan 85 bildirinin kabul edilmesi, toplantıya gösterilen yoğun ilgiyi gözler önüne serdi.

Özbek Kadın Hakları Derneği Başkanı Ozoda Islamova;

Islamova, aileyi güçlendirmenin yalnızca sosyal bir hedef değil, aynı zamanda toplumun geleceğini ilgilendiren stratejik bir mesele olduğunu belirtti. “Güçlü aile, güçlü toplumun temelidir” diyen Islamova, kadınların desteklenmesinin aile yapısının en kilit unsuru olduğunu vurguladı.


Konferansın Dikkat Çeken Bildirileri

Muhabbat Khakimova – “Kadınlar ve Kamu Yönetimi” (Taşkent Devlet Ekonomi Üniversitesi)

Khakimova’nın bildirisi, Özbekistan’da kadınların karar alma mekanizmalarına katılımındaki yükselişi bilimsel verilerle ortaya koyarak büyük ilgi gördü. Parlamento temsilciliğinde %17’yi bulan oran, kadın liderliğinin güçlendiğini gösteren önemli bir bulgu olarak paylaşıldı.

Solijonov Kodirov – “Sürdürülebilir Toplumsal Kalkınma ve Aileyi Destekleme Modelleri” (Buhara Devlet Teknik Üniversitesi)

Kodirov’un sunumu, bilim–eğitim–toplum ilişkisini bir bütün olarak ele almasıyla dikkat çekti. Dijital çağda aileyi destekleme politikalarının bilimsel temelli olması gerektiğini vurgulayan çalışma, konferansın en kapsamlı analizlerinden biri olarak değerlendirildi.

Gulnoza Akhmatovna Juraeva – “Pedagojik ve Psikolojik Yetkinliklerin Çocuk Eğitimindeki Rolü” (Alişir Nevai Üniversitesi)

Juraeva’nın ebeveynlik yetkinliklerine yönelik deneysel araştırması, özellikle eğitimciler ve psikologlar tarafından “zirvenin en uygulanabilir modeli” olarak yorumlandı. Çocukların duygusal ve zihinsel gelişiminde ebeveynlerin pedagojik bilgisi ile psikolojik duyarlılığının belirleyici olduğunu ortaya koyan çalışma büyük yankı uyandırdı.

Üç Dilde Simültane Çeviri: Özbekçe – Türkçe – İngilizce

Konferansta tüm oturumlar üç dilde eş zamanlı olarak aktarıldı.
Soru–cevap bölümünde Özbekçe–Türkçe çeviri Umida Gapirova tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Bu, konferansın uluslararası niteliğini güçlendiren önemli bir unsur oldu.

Dernek Başkanı Ozoda Islamova’nın kararlı liderliği, kadınların güçlendirilmesini merkeze alan vizyonu ve iki ülke arasındaki akademik–kültürel iş birliğini geliştirmeye yönelik çabaları, zirvenin başarısına önemli katkı sağlamıştır.

Islamova’nın “Güçlü kadın, güçlü aile; güçlü aile ise güçlü toplumdur” yaklaşımını temel alan bu konferans, hem Türkiye hem de Özbekistan için kalıcı bir iş birliği modeli oluşturmuştur.

yilmazparlar@yahoo.com

The Future of the Family Discussed in Istanbul

1st International Conference on Strengthening the Family (ICSF) Makes History

The rapid digital transformation, cultural shifts and fast-paced social changes of today’s world have made the sustainability of the family institution more critical than ever.
As the fundamental structure shaping the future of societies, the family now requires stronger scientific, social, and cultural support to withstand the pressures of modern life.

Responding to this growing need, the 1st International Conference on Strengthening the Family (ICSF)—organized by the Uzbek Women's Rights Association and hosted by Istanbul Commerce University on 16–17 February 2026—brought together academics, decision-makers, experts, and civil society representatives under one roof, creating a historic platform.

Throughout the conference, every dimension of strengthening the family institution was addressed, with sessions ranging from psychology and sociology to public administration and women’s studies.
The event was widely regarded as “the beginning of a new era in family policies” for both Türkiye and Central Asian countries.

The conference approached the family not only as a sociological structure but also from the broader perspectives of security, education, public policy, women’s rights, psychology, and social services—establishing an exemplary scientific forum on an international scale.
Over two days, experts presented solutions, policy proposals, and model approaches designed to help families adapt to societal transformation.
Participants described the summit as “the strongest reflection of Türkiye–Uzbekistan academic cooperation.”

Uzbek Women’s Rights Association & President Ozoda Islamova

As the driving force behind this major event, the Uzbek Women’s Rights Association stands out not only for organizing this conference but also for years of dedicated work focused on empowering women.
The association is recognized as one of Central Asia’s most respected civil society organizations thanks to its long-term efforts to promote women’s legal, social, and economic empowerment.

Its President, Ozoda Islamova, was among the most praised figures of the summit for her visionary leadership and commitment to international cooperation.
Her ability to address real issues affecting women—both within the family structure and in public life—was highlighted as a model for the region.

Significant Messages at the Opening Ceremony

Rector Prof. Dr. Necip Şimşek & President Ozoda Islamova

Rector Prof. Dr. Necip Şimşek emphasized that protecting the family institution psychologically, culturally, and socially is not only a social priority but also a scientific necessity. He noted that Türkiye–Uzbekistan academic cooperation gained major momentum with this conference. The strong interest in the event was evident, with 85 papers accepted out of 180 international submissions.

President Ozoda Islamova underlined that strengthening the family is not merely a social objective but a strategic issue shaping the future of society.
A strong family is the foundation of a strong society,” she stated, highlighting the essential role of supporting women.

Noteworthy Papers Presented at the Conference

Muhabbat Khakimova – “Women and Public Administration” (Tashkent State University of Economics)

Khakimova’s paper received wide attention for presenting scientific data on the increasing participation of women in decision-making processes in Uzbekistan. She noted that women’s parliamentary representation has reached 17%, marking a significant rise in female leadership.

Solijonov Kodirov – “Sustainable Social Development and Family Support Models” (Bukhara State Technical University)

Kodirov’s presentation stood out for its holistic approach to the science-education-society triangle. His emphasis on designing family-support policies based on scientific foundations in the digital age made it one of the conference’s most comprehensive analytical studies.

Gulnoza Akhmatovna Juraeva – “The Role of Pedagogical and Psychological Competencies in Child Education” (Alisher Navoi University)

Juraeva’s experimental research on parental competence was described by educators and psychologists as “the most applicable model of the summit.” The study demonstrated that parents’ pedagogical knowledge and psychological sensitivity play a decisive role in children’s emotional and mental development.

Simultaneous Interpretation in Three Languages: Uzbek – Turkish – English

All sessions of the conference were simultaneously interpreted into three languages.
During the Q&A session, Uzbek–Turkish interpretation was successfully carried out by Umida Gapirova, reinforcing the international character of the summit.

The determined leadership of Association President Ozoda Islamova, her women-centered vision, and her efforts to expand academic–cultural cooperation between the two countries contributed greatly to the success of the summit.
Built on Islamova’s principle that “Strong women create strong families; strong families build strong societies,” the ICSF set a long-term model of cooperation for both Türkiye and Uzbekistan.

yilmazparlar@yahoo.com 



#AileninGüçlendirilmesi, #ICSF2026, #İstanbulKonferansı, #ÖzbekKadınHaklarıDerneği, #AilePolitikaları, #KadınHakları, #TürkiyeÖzbekistan, #Akademikİşbirliği, #UluslararasıKonferans,

#StrengtheningTheFamily, #ICSF2026, #IstanbulConference, #UzbekWomensAssociation, #FamilyPolicies, #WomensRights, #TurkeyUzbekistan, #AcademicCooperation, #InternationalConference,

12 Şubat 2026 Perşembe

Batum’da Stratejik Buluşma-Yılmaz Parlar

  

KKTC 5.Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Katılımıyla Tarihi Zirve

Lider Diplomasi ve Yatırım Köprüsü,

LOB’İN Leaders Of Brandıng Intellıgence Summit- LOB’İN international Gürcistan’da Geleceğe Yön Verecek Bir Programa İmza Attı

LOB’İN Leaders Of Brandıng Intellıgence Summit- LOB’İN international Başkanı Fahri Ustaoğlu’nun öncülüğünde Gürcistan’ın Batum kentinde düzenlenen program, Türkiye ve Gürcistan arasındaki ekonomik ilişkileri Avrupa Birliği perspektifiyle yeniden şekillendirecek nitelikte bir buluşmaya sahne oldu.

09-10 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen organizasyonda, Türkiye’nin önde gelen iş insanları ve sivil toplum gönüllüleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın katılımlarıyla Gürcistan’a adeta bir çıkartma yaptı.

Yatırım Fırsatları ve AB Perspektifi Masada Yer Aldı

Yoğun geçen program kapsamında iş insanları, Batum’daki güncel yatırım fırsatlarını yerinde inceledi. Gürcistan’ın Avrupa Birliği’ne üyelik süreci ve bu sürecin Türkiye iş sektörüne olası etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Toplantılarda özellikle, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne açılan köprü olma potansiyeli üzerinde durulurken, yatırımcıların ürünlerini Avrupa pazarına rahatça sunabilmeleri için sunulan fırsatlar masaya yatırıldı. Türkiye, Gürcistan ve Avrupa Birliği üçgeninde iş kurma, büyütme ve ortaklık modelleri tüm detaylarıyla irdelendi.

Başkan Ustaoğlu’ndan Stratejik Adım

LOB’İN international Başkanı Fahri Ustaoğlu organizasyonun yalnızca bir iş gezisi olmadığını, aynı zamanda bölgesel kalkınmaya yön veren bir platform niteliği taşıdığını vurguladı.

Ustaoğlu, “Bu buluşma, Türk iş dünyasının küresel arenadaki gücünü Gürcistan üzerinden Avrupa’ya taşıma kararlılığının göstergesidir. KKTC 5. Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar’ın vizyoner liderliği, bu hedeflere ulaşmamızda en büyük ilham kaynağımız olmuştur” dedi.

Ersin Tatar’a Programda Tam Not

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin deneyimli devlet adamı Ersin Tatar, programa katılımıyla yalnızca Kıbrıs Türk halkının değil, tüm Türk dünyasının gurur kaynağı olduğunu bir kez daha gösterdi.

İş insanlarıyla yaptığı birebir görüşmelerde sergilediği ileri görüşlülük ve çözüm odaklı yaklaşım, katılımcıların tam notunu aldı.

Tatar, Türkiye ile Gürcistan arasındaki ticari köprülerin güçlendirilmesi ve KKTC’nin bölgesel ekonomik entegrasyondaki rolü konusundaki değerlendirmeleriyle hafızalara kazındı.

5. KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’ın, “Bizler sadece bir ülkenin değil, aynı medeniyetin temsilcileriyiz. Kıbrıs’tan Kafkaslar’a uzanan bu iş birliği hattı, hepimizin geleceğini aydınlatacaktır” sözleri, katılımcılar arasında büyük yankı uyandırdı.

Kıbrısta’dan Tarım ve Enerji Hamlesi

Program kapsamında öne çıkan bir diğer başlık ise Kıbrıs’ta Enerji ve Tarım Yatırımları oldu. Görüşmelerde, Gürcistan’ın verimli topraklarının Türk teknolojisiyle buluşturulması ve yenilenebilir enerji alanında ortak projeler geliştirilmesi konusunda mutabakata varıldı.

Söz konusu yatırımların, iki ülke arasındaki ticaret hacmine uzun vadeli ve sürdürülebilir bir katkı sağlaması hedefleniyor.

ZLS Zoll & Logistik Service GmbH Yönetim Kurul Başkanı Yahya Akceylan, TÜRSİP-Türkiye Sanayici ve İş İnsanları Platformu. Genel Başkanı İsmail Aktaş. Onurlu  Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Onurlu, Ali Cerit Büyükçekmece Fen İşleri Mekanik işler Koordinatörü, İş insanı Adnan Yetkin Başda olmak üzere pek çok iş insanları katıldılar. Adjarian İzci hareketi Organizsyon Federasyon Başkanı Shorena Lomadze ve Kültür Kooardinatörü Meri Diasamidze Türk iş insanlarına yardımcı oldular.

Dostluk ve İş Birliği Mesajlarıyla Sona Erdi

Verimli geçen iş gezisi, 11 Şubat 2026 tarihinde konukların karşılıklı iyi dilekleri ve temennileriyle sona erdi. Türk iş insanları, Fahri ustaoğlu ve Ersin TATAR liderliğinde gerçekleşen bu tarihi buluşmananın, Türkiye-Gürcistan-KKTC arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olduğu konusunda görüş birliğine vardı.

Batum Hakkında;

Adjarian İzci hareketi Organizsyon Federasyon Başkanı Shorena Lomadze ve Kültür Kooardinatörü Meri Diasamidze ile yaptığımız kısa söyleşide Batum Hakkında şu bilgileri paylaştılar;

 “Karadeniz'in parlayan yıldızı Gürcistan'ın incisi Batum’umuz, Subtropikal iklimi, palmiyeli bulvarı, tarihi dokusu ve canlı gece hayatıyla milyonlarca turisti çeken şehrimizdir.

Batum, yeni turizm projeleri, festivalleri ve sınır geçişindeki kolaylıklarla rekor sayıda ziyaretçiyi ağırlamakdadır.

Batum Müzik Festivali (Batumi Music Fest), uluslararası sokak sanatçıları festivali ve geleneksel Acara şenlikleri.. Ayrıca, Batum Bulvarı üzerinde yeni açılan konsept restoranlar ve kafeler, şehrimizin mutfak turizmine yeni bir soluk getirmektedir.

Şehir merkezine yakın mesafedeki Mtirala Milli Parkıtrekking ve doğa yürüyüşü meraklılarının yeni gözdesi. Yağmur Ormanı anlamına gelen parkta, zipline ve kuş gözlemciliği gibi aktiviteler.. Ayrıca, Gonio Kalesi ve Petra Kalesi gibi tarihi noktalar..”

Pratik Bilgiler,

“Para Birimi Gürcistan Lari (GEL). Türk Lirası ve Euro da birçok yerde kabul görmektedir.

Hacapuri (Acaruli/ Megruli), Hinkali, Badrijani Nigvzit, spesiyal yemekleri

Batum Bulvarı, Ali & Nino Heykeli, Botanik Bahçe, Eski Batum (Old Town), Piazza Meydanı vs... Kısa zaman içinde gezebileceğiniz yerler

Türkiye'den araçlı ve uçaklı seçeneklerle ulaşımın çeşitlendiği şehirdir. Her bütçeye hitap eder.”Şeklinde  bilgi veriyorlar.

yilmazparlar@yahoo.com

Kıbrıs Barış Harekatı Yıldönümü Feshane'de Kutlandı-Yılmaz Parlar

    Feshane'de Kıbrıs Rüzgarı Esti 52 Yılın Gururu, Feshane'de Coşku ve Duygu Dolu Bir Gece Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dö...